gözlerindeki korkuyu tanıyorum

biliyorum korkuyla savaşmazsın sen

senin adına ben savaşıyorum

duraklıca sev beni yine

unutmak üzere yaşa bana olan aşkını

en çok canımı yakan harfi fısıldayacağım sana

bileceksin sen de

senin kadar acıtamayacağını

tanrıyı çağıracağım sevişirken

meleğin ben olacağım

korkunç gözlerle izleyeceğim bana yapacaklarını

cehennemim olmana izin vereceğim

gün gelecek

eşitleneceğiz

işte o zaman ben

uçurumun olacağım

Reklamlar

Kurtuluş,değişik görüşlerden insanların ortak eylemiydi.

ECO-Savaşı Düşünmek

Entelektüel işlev, insanın kendi hakikat kavramını yansıtacak yetkinlikte eleştirel olarak ortaya koymasıdır.
Entelektüel insan dediğimiz şahısların susma nedenlerinden biri de şu olabilir: Kişinin, kendini özdeştirdiği ve olumsal hataları dışında, insanların iyiliği için uğraştığını düşündüğü kimselere ihanet etmekten korktuğu için sessizliği tercih ediyor olabilir.
Ama bağlılık ahlaksal,hakikat ise kuramsal bir kategoridir.
Entelektüel işlevi yerine getirmeyi tercih etmek ahlaksal bir seçimdir.Tıpkı bir cerrahın,
bir yaşamı kurtarmak için canlı eti kesme kararı alması gibi.Ama cerrah ne kesme işlemini sürdürdüğü için acıma duygusuna kapılmalıdır ne de cerrahi müdahaleyi sürdürmenin bir işe yaramayacağını gördüğü için açtığı yeri kapadığında.
Kimi zaman bazı sorunların çözümsüz olduklarını ortaya koyarak çözmek zorunda kalır insan.
İnsanın damı budur.
Bugün herhangi biri Marinetti’nin gelecekçilik bildirgesinde söylediği sözleri söylese “Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi,yani savaşçı ve ölüme götüren güzel düşünceleri yüceltiyoruz.” bu edebiyat tarihine değil psikiyatri tarihine girerdi.
Savaş yapılamaz çünkü çok hızlı bir bilgi akışı, sürekli kıtalar arası göçün yaşandığı bir toplum ile yeni savaş teknolojisinin doğasının birleşmesi,savaşı imkansız ve akıl dışı bir hale getirmiştir.Savaş,savaşın yapılma nedenleriyle çelişki içerisindedir.Nedenleri:
a) Nükleer silahlar konusunda herkes hemfikir.Bir atom bombasının sonucunda galip olan olmayacak sadece mağlup olacaktır o da dünya.
b) Medya susturulsa bile yeni iletişim teknolojilerini durdurulması imkansız.Şimdiki bilgi akışı eski savaşlarda gizli servislerin gördüğü işlevi görür.Her türlü şaşırma olanağını kaldırır.Düşmanın şaşırtılmadığı savaş ile olanaklı değildir.Eski savaşta istihbaratçılar düşmanla işbirliğine eğilimli iken bu bilgi akışı daha fazlasını yapar,sözü düşmana verir.Halbuki savaş politikasının amacı düşman propagandasını engellemektir.Tarafların güveni sarsılır.Geçmişteki her savaş yurttaşların, bu savaşın haklılığına inanarak düşmanı yok etme arzusu içinde olmaları ilkelerine dayanırdı oysa şimdi düşmanların ölümüne duyarlı hale gelmektedir.
c) Foucault’un da dediği gibi artık iktidar tek parçadan oluşmuş,tek merkezli bir şey değil;yayılmış,parçalanmış,uzlaşımlarının yığılmasıyla oluşmuş bir şeydir.Savaş artık iki iktidarı karşı karşıya getirmekle kalmıyor,sonsuz iktidarı karşıya getiriyor.
Eskiden savaş zamanında silah tüccarları zenginleşirken bazı ticari faaliyetler geçici olarak önemsiz hale geliyordu ancak yeni savaş yine silah tüccarlarını zenginleştirir ama hava taşımacılığını,turizmi,eğlence sektörünü yani sistemin belkemiği olan ikinci üretim sanayiyi sekteye uğratır.
Çatışma ekonomik açıdan oynanır.Eski savaş satranç oyunu gibiydi.En çok taşı yiyen kazanıyordu oysa günümüzde savaş her iki oyuncununda aynı renkte taşlarını alıp hareket ettirdiği bir satranç partisi gibidir.Kendi kendini yiyen bir oyundur.Medya da savaşın bir parçasıdır,yansız değildir.

var mıyım

zihnimdeki korkunun salt kaynağında

varoluşmakta olan kendi öznel bilincim

ve onun lüzumsuz getirisi olan

derimin içindeki tekinsiz özne

soluğumu tutmuş, dalarken geldiğim yere

duyduğum tek şey kalbimin atışları

var-ım ben, ben var-ım

ulaşabileceğim benliğimin doruğunda

kültürel olarak bir hiçtim

doğanın düzeni gereği doğdum

potansiyel bir kültürel nesne

benliğine yabancı özne oldum

yaşamak zorunda bırakılan bu beden

zorundalıklarda barınamaz asla

mide bulandırıcı düzende

kendini yok etmek, varolduğunun

tek ispatı aslında

doğanın tüm doğurganlığına isyan ediyor

sınırlı bilinçlere karşı

zihnimden taşan sınırsızlık arzusu

derimden dışarı süzülüyor

ve her an benden bir şeyler eksiliyor

eksildiğini hissedebiliyorum çünkü

var-ım ben, ben var-ım

1620

gestopo

sahte kimliklerimi satıyorum.

soğuk duş sonrasında almaya karar veriyorum , tüm kararları

serin bahar akşamlarında, yaşamı daha çok seviyorum.

düşmanlarımla yatmıyorum artık

unutmak için affediyorlar beni

kirli toprağa gömülüyorum

cehennemin arınma seansına geri dönmek istiyorum

yarışı en hızlı spermin değil de en yavaşının kazanmasını umarak

acısını çekiyorum her kelimenin

ilhamımı paslı bir çiviyle öldürüyorum

meni kanlı

yokluğa akıyorum, tüm kardeşlerimle

anlamayacağım, yaşamın amacı anlamaksa

an ık bul

Hafızamız sadece yaşadığımız anları değil. Yaşanmamış birçok şeyi kaydeder ve çoğunlukla hatırımızda kalan gerçeklik değil, gerçekliğin değili olur. Mantık sakatlanır. Geriye hislerin bulanıklığı kalır. Nasıl hissettiğimizi tarif ettiremeyen o bulanıklık.
İnsan, zihnini yıkan bir anıyı ne kadar derinlere iterse o kadar hayatını kontrol etmesine izin verir. Hiç gerçekleşmemiş gibi davranmak, geçmişindeki birçok şeyle birlikte, kendinden de bir şeyler eksiltmektir.
İnsanı geliştiren, acı çekmek ve bedel ödemektir. Bedelini ödemediğimiz bir davranış süreklilik kazanır ancak ödediğimiz bedel acı eşiğinden daha büyükse tekrar zincirine dahil olamaz.Acı beraberinde değişimi getirir.
Mantığın sakatlanması, değişime aç ve yaşamı bütünüyle kavramak isteyen herkes için bir seçenektir

1620

https://youtu.be/FQ0iq10ULNA

belki üşüyünce geri gelir.

Gözlerini karanlık mavilere yöneltti .Önceden düşünmüştü bu anı, havayı bile o planlamıştı . Soğuğun ve koyu bulutların bizi çepeçevre sarmasını o istemişti .Bana içini göstermeye çalışıyor gibiydi ama sorun da buydu.Ben derinliklere inanmazdım ki ,bir insan ne yaptıysa odur daha ötesi değil. Soğuğa ve karanlığa karşı koyabilirim ama buna…. Masum düşüncelerim onun keskin adımlarını benden uzaklaştırmasıyla kan kaybediyor.

Dağıldı parçalarım
gitti o.

elimden zemine bir armağan kanlı bıçak .

şimdi söyle bana gitmek mi zor kalmak mı? yeryüzüne kusacağım tüm cevapları.istemesen de göreceksin.

şimdi söyle bana hatıralar gerçek mi? Yüzümü kavrayıp, hatırlamayı seçtiğin gibi deme bana.Bildiğim şeyleri söyleme.

Gittiğin gibi hatırlanacaksın. rüyamda yeşil kolye takmıştın, zümrüt yeşili,benim kolyem.söyle bana bunu da unutabilecek misin kokunu unuttuğum gibi ? 

ithaf: vedalaşmadan biten aşklara