gestopo

sahte kimliklerimi satıyorum.

soğuk duş sonrasında almaya karar veriyorum , tüm kararları

serin bahar akşamlarında, yaşamı daha çok seviyorum.

düşmanlarımla yatmıyorum artık

unutmak için affediyorlar beni

kirli toprağa gömülüyorum

cehennemin arınma seansına geri dönmek istiyorum

yarışı en hızlı spermin değil de en yavaşının kazanmasını umarak

acısını çekiyorum her kelimenin

ilhamımı paslı bir çiviyle öldürüyorum

meni kanlı

yokluğa akıyorum, tüm kardeşlerimle

anlamayacağım, yaşamın amacı anlamaksa

an ık bul

Hafızamız sadece yaşadığımız anları değil. Yaşanmamış birçok şeyi kaydeder ve çoğunlukla hatırımızda kalan gerçeklik değil, gerçekliğin değili olur. Mantık sakatlanır. Geriye hislerin bulanıklığı kalır. Nasıl hissettiğimizi tarif ettiremeyen o bulanıklık.
İnsan, zihnini yıkan bir anıyı ne kadar derinlere iterse o kadar hayatını kontrol etmesine izin verir. Hiç gerçekleşmemiş gibi davranmak, geçmişindeki birçok şeyle birlikte, kendinden de bir şeyler eksiltmektir.
İnsanı geliştiren, acı çekmek ve bedel ödemektir. Bedelini ödemediğimiz bir davranış süreklilik kazanır ancak ödediğimiz bedel acı eşiğinden daha büyükse tekrar zincirine dahil olamaz.Acı beraberinde değişimi getirir.
Mantığın sakatlanması, değişime aç ve yaşamı bütünüyle kavramak isteyen herkes için bir seçenektir

1620

https://youtu.be/FQ0iq10ULNA

belki üşüyünce geri gelir.

Gözlerini karanlık mavilere yöneltti .Önceden düşünmüştü bu anı, havayı bile o planlamıştı . Soğuğun ve koyu bulutların bizi çepeçevre sarmasını o istemişti .Bana içini göstermeye çalışıyor gibiydi ama sorun da buydu.Ben derinliklere inanmazdım ki ,bir insan ne yaptıysa odur daha ötesi değil. Soğuğa ve karanlığa karşı koyabilirim ama buna…. Masum düşüncelerim onun keskin adımlarını benden uzaklaştırmasıyla kan kaybediyor.

Dağıldı parçalarım
gitti o.

elimden zemine bir armağan kanlı bıçak .

şimdi söyle bana gitmek mi zor kalmak mı? yeryüzüne kusacağım tüm cevapları.istemesen de göreceksin.

şimdi söyle bana hatıralar gerçek mi? Yüzümü kavrayıp, hatırlamayı seçtiğin gibi deme bana.Bildiğim şeyleri söyleme.

Gittiğin gibi hatırlanacaksın. rüyamda yeşil kolye takmıştın, zümrüt yeşili,benim kolyem.söyle bana bunu da unutabilecek misin kokunu unuttuğum gibi ? 

ithaf: vedalaşmadan biten aşklara

Süreç

Alnından düşmekte olan terin vücudundaki hareketini hissedince durdurdu yol alışını.Onca yolu gelmesinin sebebi,kendinden uzakta olanın, daha çok bildiğine dair inancından kaynaklanıyordu.

Arayışın içinde değildi.Amacı vardı ve onu gerçekleştirmeye gelmişti.Bu düşünceler onu rahatlatmaya yetmiyor,vaktini boşuna harcamış olabileceği ihtimali, odaklanmasını engelliyordu.Derin bir nefes aldı. Bakışlarını gökyüzüne çevirdi. Gecenin lacivertliği gitmiş,yerini yeniden doğuşun pembeliğine bırakmıştı.Devam etmeliydi.Durup aydınlığa kavuşmayı bekleyecek değildi.

O hep yoluna devam etti. Çünkü durana ne olduğunu asla unutmadı.Ancak tüm bunları farkına vardığında yürüdüğü hiçbir yol tanıdık gelmedi. Değişim bedenini sardığında her şeye ilk ve son kez görüyormuş gibi baktı.Her yola çıkan gibi o da örtmüştü duyu organlarını ve kalbini.Bir daha açılmamak üzere örtülenlerin varlığını görünür kılan neydi?

Şüphe.Soruları doğuran da şüphe.Sorular bir arayış.Amaç sapması da arayışın kendisi. Artık yolda değildi. Yürümesine gerek kalmayacak kadar genişlemişti .

vakitli bi yazı

yaşadığımızı sandığımız en derin mutluluk duygusunun içinde bile burukluk sezinlemek,

en yoğun haz duygusunun içinde bile o aşılamaz acıyı hissetmek,

bağlandığın kadar uzak kalmak,

tenine her dokunuşta kendi var oluşunu özümsediğin kadar gözlerini kapattığında yok oluşu düşünmek.

İşte ben buyum.

Anlaşılmamak bu.

Anladığını sandığın her nokta anlam veremediğin noktalarla tanımlı.Bir insanı uzak kılan en anlamlı-sız- şey bu.

-bu yazı kadıköyde bir sokağa bırakıldı-

ACI RİTÜELİ

Ansızın hatırlamak doğan güneşi

boş duvarlarda silüeti

dokunduğun yerlerden kavruluyorum

Asla unutmuyorum.

izini dudaklarımda sürüyorum

bizim için doğdu gece sevgilim

seni ay olarak atadım geceme

karanlığımı birlikte seyrettik

sabah olmadı

istifa ettin

şimdi ben kuyusundayken gecenin

güneşin doğmasını nasıl affedeceğim?

ithaf: vedalaştıkça çoğalan aşklara